Birkaç Davut

birkacdavutSokağın bir ucundan diğer ucuna en iyi ihtimalle yürüme mesafesinin gidebileceği en uzak (aslında uzak değil tam kelime çünkü Davut yürüyerek hiçbir yere gidemeyeceği gibi her yere de gidebilir, dünyanın diğer ucu denizlerde araç kullanmak şartıyla yürüme mesafesindedir) en makul yere kadar; ayık gittiği yerden sarhoş da olsa dönebilecek ve yatağında uyanabilecek kadar bir mesafede kasapla, bakkalla, manavla ve arada bir gittiği kötü şehirle bunlar arasında geçen günlerini rezaletten, tımarhaneden ve mahkemeden uzak (burada uzak kelimenin en geniş anlamıyla buraya en uygun kelimedir) tutmak için uğraşıp dururken şimdi bu çıkıp gelen cesetle birlikte, nerden çıktığı ve kim olduğu belli olmayan cesetle birlikte, ölü olmasının anlamsız olduğu kadar canlı olmasının daha anlamsız olacağı cesetle birlikte, her durumdaki saçmalığı aşan bu et ve kemikten teşekkül etmiş cesetle birlikte özenle ve küçük küçük kurduğu her şey iskambil kâğıtlarından yapılma hayatını bir el çabukluğu göstermeye gerek duymaksızın sadece üflemeyle, onun o ölü bedeninden asla çıkmayacak, çıkamayacak olan o nefes bile, varlığıyla, hatta görüntüsünün rüzgârıyla yıkmaya yetecekti.